Yeni bir yılın daha sonuna geldik! Umarım yılınız iyi geçmiştir. Geçmediyse de kendinizi üzmeyin çünkü önünüzde yeni bir yıl daha var. Bu yılı daha iyi geçirmeye odaklanabilirsiniz. Yaz tatilinde gezerken de yanınızda mutlaka bir kitap olsun derim ben. Ödevlerinizi yapmaktan sıkılmış olabilirsiniz, ama yaz tatilinde bir önceki yılın bilgilerini tazelemenize yardımcı olacaktır. Umarım seneye daha iyi bir yıl sizinle olur. İyi tatiller!


 



                                                                                                                                  
Yazan: Zeynep Ada Boz


    Yapı ve etki bakımından tam olarak kara deliğin tersi olarak nitelendirebileceğimiz beyaz deliğin özelliklerine yazımızda yer verdik.

    


Uzay, sayısız gizemi bünyesinde barındıran oldukça büyük olan bir alana sahip. Birçok farklı gök cismini içinde bulunduran bu alan, kara delikler gibi anlaşılması çok zor ve oldukça ilginç gök cisimlerine de ev sahipliği yapıyor. Kara deliklerin, senelerce süren araştırmalar sonucunda ölen yıldızlardan oluştuğu öğrenildi. Enerjisi biten ve çok büyük olan bazı yıldızların ömrünü tamamlayıp, kendi içinde çökmesiyle oluşan kara delikler, bu çökmelerin bir sonucu olarak evrende bilinen en büyük kütlelere sahiplerdir. Kütlesi bulunan cisimlerin uzayda çekim gücü yaratmasından dolayı kara delikler, boyut olarak çok küçük olmalarına rağmen evrendeki en güçlü çekim kuvvetine sahiplerdir. O kadar kuvvetlilerdir ki ışık bile kara deliklerin çekim alanından kaçamaz.


Tüm maddeleri kendi içerisine çekebilen bu kozmik cisimler, yapıları bakımından çekimine yakalanan maddelerin akıbetini bizlerle paylaşmazlar. Işık kara deliğin olay ufkuna yaklaştıkça daha fazla yavaşladığından dolayı kara deliğe doğru ilerleyen madde, maddeyi görüntüleyenin gözünden asla deliğe tam olarak giriş yapmaz ve ne kadar yaklaşırsa o kadar yavaşlar. Siyah rengi ve ışığı soğurma özelliğinden dolayı evrende bulunması en zor cisimlerden birisi olan kara deliklerin, özellik ve yapı bakımından tam zıttı olan bir cisim bulunuyor.


"Beyaz delik" olarak adlandırılan bu kozmik cisimler en az kara delikler kadar bulunması zor cisimler. Şu ana kadar görüntülenebilmiş bir beyaz delik olmamasına rağmen bu cisimlerin özellikleri, evrenin yasalarına göre tahmin edilebiliyor. Yer çekimi olmasına rağmen kara deliklerin aksine cisimleri yüzeyine asla yaklaştırmayan ve yüzeyine yaklaşıldıkça uyguladığı itiş kuvvetini arttıran beyaz delikler, bu itiş işlemini "beyaz" ismini borçlu olduğu ışık kaynağını kullanarak yapıyor. Beyaz deliğin yüzeyine yaklaşan cisimler, bu kozmik cisimden yayılan ışınlarla birlikte itiliyor. Kara deliğin hiçbir cismi çekiminden kaçırmamasına karşılık olarak hiçbir maddeyi yüzeyine dokundurmayan beyaz delik, kara deliğin aksine bir olay ufkuna sahip değil.



Aynı kara delikte gördüğümüz gibi sonsuz enerji kaynağına sahip olan beyaz delikler, uzayın boşluğunda maksimum seviyelere kadar artan entropi’yi, yani faydasız enerjiyi düşürürler. Faydasız enerji, çıkış yerine hiçbir türlü getiri sağlamayan enerji türüdür. Bu duruma örnek olarak Güneş'in Dünya'yı ısıtması gösterilebilir. Dünya'da bulunan canlılık, Güneş'ten gelen enerjiyi kullanarak evrenin entropisinin düşürülmesine katkıda bulunur. Ancak Güneş'in Dünya'ya gelmeyerek sozsuzluğa giden ışınları, bu entropiyi artırır. Beyaz delikler, yapıları bakımından herhangi bir enerji emilimi ve soğurumu göstermediğinden dolayı entropiyi düşürürler. Varlıklarına karşı çıkan bazı bilim adamları, beyaz deliklerin bu özellikleri nedeniyle evren yasalarına aykırı olduklarını savunurlar.



Beyaz delikler bilim tarafından kanıtlanmış değiller. Bu cisimlerin kanıtlanamamasındaki en büyük etken, beyaz deliklerin herhangi bir oluşum şekillerinin veya güç kaynaklarının bulunmuyor olması. Bu soruların elbette teorilerden oluşan birçok cevabı var ancak bunlar kanıtlanabilmiş değiller. Örneğin Stephen Hawking, beyaz deliklerin kara deliklerin diğer ucu olduğunu ve bu nedenle sonsuz itiş, sonsuz ışık güçlerinin bulunduğunu düşündüğünü belirtmişti. Bu iki kozmik cismin, aynı zamanda zaman yolculuğunu da gerçekleştirebileceğine inanılan solucan delikleriyle birbirlerine bağlanıldığına inanan ünlü fizikçi, bu konudaki en mantıklı teorilerden birisini üretmiştir.

Yazar: Demir Efe Aksaylı





İğneli Vatoz



İğneli Vatoz; Rajiformes takımının Dasyatidae familyasından, kuyruklarında bir ya da birkaç zehirli diken bulunan kıkırdaklıbalıkların ortak adıdır. Vücutlarıdiske, uca doğru incelen esnek kuyrukları kamçıya benzer. Kuyruk dikeni ya da dikenleri testere dişi gibi tırtıklıdır. Sıcak ve ılık denizlerin yanı sıra bazı Güney Amerika ırmaklarında yaşayan bu balıklar dipte avlanır. Başlıca besinlerini solucanlar, yumuşakçalar ve öbür omurgasız hayvanlar oluşturur. Bazen istiridye tarlalarına dadanarak büyük zarara yol açarlar. Savunma ve saldın işlevi gören dikenleri ahşap teknelere saplanacak ölçüde güçlüdür. Son derece ağrı veren zehri karında açılan yaralarda öldürücü olabilir.İğneli vatozların boyutları türden türe çok değişir. Atlas Okyanusunun kuzeyinde yaşayan Dasyatis sabina türü yaklaşık 25 cm genişliğinde, Avustralya kıyılarında yaşayan D. brevicaudata türünün bilinen en iri örnekleri yaklaşık 2 m genişliğinde ve 4 m uzunluğundadır. Bazı sınıflandırmalarda Urolophidae familyasına yerleştirilen türler en çok 75 cm uzunluğa erişir. Görece kısa kuyrukları ve iyi gelişmiş kuyruk yüzgeçleriyle ayırt edilen bu balıklar Atlas Okyanusunun batısı ile Büyük Okyanusta yaşar.
Kutu Deniz Anası

Deniz analarının gözleri ve beyni yoktur. %95’i sudur. Ama Kutu Deniz anaları için durum biraz farklıdır. Diğer deniz analarından farkı, kutuya benzemesi ve her köşesinde 6’şar göz, toplam 24 tane gözü bulunmaktadır. Bu da Kutu Deniz anasına çok iyi bir görüş sağlamaktadır. Saniyede yaklaşık 150cm’lik bir hızla hareket edebilirler. Deniz analarının çoğunda, kendini savunacak kadar azda olsa zehir bulunmaktadır. Kutu Deniz analarında bu zehir yaklaşık 400 kat daha fazladır. 60 tane dokunaçı bulunması ve her bir dokunaçta 5 milyardan fazla zehirli kapsülü bulunmaktadır. Yetişkin bir insanı 5 dakika içinde, solunum sistemini durdurup, kalp kasılmalarına ve nefessiz bırakıp öldürebilir. Manevra kabiliyeti diğer bütün deniz analarına göre daha seri olup, istediği yöne hareket edebilmektedir. Avını tespit ettiği zaman duyargaları ile onu sarıp, kurbanın vücüduna nörotoksini enjekte etmektedir. Denizlerin yaban arısı olarakta bilinmektedirler. Ülkemiz sularında Ege ve Akdeniz bölgesinde azda olsa görüldüğü söylenmektedir.

Aslan Balığı


Son dönemde Akdeniz kıyılarında sıkça görülmeye başlayan zehirli aslan balığının, kuytu yerlerde yaşadığı için, plajlarda bir tehlike oluşturmadığı belirtildi. Yaygın olarak bilinen adı ‘ Aslan Balığı ’ olarak bilinen Lion fish sırt  ve yanal yüzgeçleri  ile  karakterize olmuştur.Her ne kadar Aslan balığı olarak bilinse de Akrep balığı ve Hindi balığı olarak ta isimlendirilir. Pektoral(Göğüs) Yüzgeçlerinde bulunan zehirli dikenlere sahiptir.Doğal yaşam alanları Hint- pasifik okyanusu ve kızıl deniz de mercan resifleri olan avcı etçil bir balıktır. Her ne kadar doğal yaşam alanları Hint-Pasifik okyanusu olsa da insan etkenleri sonucu P volitans ve P. Miles türleri Atlas okyanusuna  , amerikanın doğu sahillerine ve Karainlere uzanan bir alanda habitlarının yayıldığı görülmüştür.Bu özelliği ile bu bölgelerede işgalci bir türdür.Aslan balığının bilimsel adı Pterois volitans’dır. Pterois yani aslan balıkları göz alıcı renkleri ve gösterişli yüzgeçleri ve kırmızı ve esmer çizgileriyle tuzlu akvaryumcularının beslediği bir prestij balığıdır. Bakımı uzmanlık isteyen aslan balığının yetişkin ergin bireyleri 35 –  38 cm uzunluğa ve 480 gram ağırlığa kadar ulaşabilir.
Thorn Deniz Yıldızı

Thorn deniz yıldızı olarak bilinen bu omurgasızlar mercan kayalıklarında sanki bir salgın gibi bir anda yayılabilirler.Diken diken zehirli iğneler ile zenginleştirilmiş bir dişi bile yılda yaklaşık yüz milyon yumurta bırakabilir.Thorn deniz yıldızları mercan kayalıklarında ürettiği çeşitli enzimleri mercan dokusunu sıvılaştırmak için kullanma yolu ile beslenir.Dikenli bitki anlamına gelen Thorn dikenli yapısından ötürü gelmektedir.Dikenlerinde saponim zehiri muhafaza eder.Ancak bu zehri enjekte edebilecek bir mekanizması yoktur.İnsanlarda saatlerce sürecek ağrılara ve hemolotik etkilerden dolayı sürekli kanamaya neden olur.
Mavi Halkalı Ahtapot

Dünya'nın en zehirli hayvanlarındandır,zehri aynı anda 30 insanı ve 10.000 fareyi öldürebilir.Okyanusun derin sularında yaşarlar.Pasifik Okyanusu ve Hint Okyanusu'nda bolca rastlanır. Zehirleri bir insanı 2-3 dk içerisinde öldürür.Zehri olan tetrodotoxin siyanürden 10 bin defa daha zehirlidir.Bu zehrin bir panzehri yok ancak ölümden kurtulmak için kalp masajı ve süni tenefüs zehrin etkisini azaltır.Bazı kurbanlar 90 saatte ölebilir.Latince adı hapalacholaene lunulata'dır.Boyları sadece golf topu büyüklüğündedir.Bu ahtapot tehlike anında mavi halkalarını bir araba farı gibi yanıp söndürerek karşısındakileri uyarır. Zehirlenme belirtileri genelde ilk gebeleme,karıncalanma,uyuşukluk,böbrek yetmezliği ve nefes almada zorluktur.En son ise kurban felç geçirerek ölür.Mavi halkalı ahtapotlar 24-25 derece sıcaklıkta yaşarlar.Yengeç ve minik balıklar avlayarak yaşarlar.Dişi bir kerede 50-100 yumurta bırakır. 
Trakonya Balığı

Levrek familyasından bir balıktır. Yüzgeçleri dikenlidir, bu dikenlerin içinde zehirli bir madde vardır. Balık, düşmanlarına bu dikenli yüzgeçleriyle çarpar, dikenlerin battığı yerde salgılanan zehirden dolayı, ağrı başlar. Trakonyanın çarptığı kimseler yüksek ateşli bir hastalığa uğrarlar. Balık öldükten sonra da dikenleri aynı etkiyi gösterir.
Trakonyanın vücudu ufak, sert pullarla kaplıdır. Sırtı açık sarı üzerine kahverengi beneklidir. Bizim sularımızda bulunanları, 20-25 santim boyundadır. Trakonya çoğunlukla kumların arasına gizlenir; böylece, sığ yerlerde bile, denize girenleri çarpabilir.
Rina Balığı
Köpekbalığı ailesinden olup, şeklen vatoza benzer. Sahillerin 60 metreden 200 metreye varan derinlerin kumlu, çamurlu diplerinde hareketsiz yatarak avlanır. Boyları 150 santimetreye ulaşabilir. Çeşitli balıklar ve omurgasızlar başlıca gıdasıdır. Kışları derinlerde geçirip yaz aylarında kıyılara, tatlı sulara ve lagünlere yaklaşır.
Kamçı benzeri kuyruğu yaralayıcı, dikenleri tehlikeli şekilde zehirlidir.

Taş Balığı


Taş balığı bilinen en zehirli ilk beş canlı arasında yer alır. ve en zehirli balık olarak nitelendirilir.  Özellikte Pasifik ve Atlas okyanusu ve Kızıldeniz gibi tropikal sularda yaşanan taş balığı sırtında bununan 13 zehirli dikeni ile ün salmış . Adındanda anlaşılacağı gibi görüntüsü kayalar ve taşlar üzerinde kamüfle olmaya çok uygun olan bu balık 48 saate kadar saklandığı yerde kıpırdamadan avlarının  ona yaklaşmasını bekleyebilir. Taşlar ve kayalar arasında kıpırdamadan uzun süre kaldığı için insanların üzerine basması kaçınılmaz bir durum oluyor. Özellikle  Pasik okyanusunda taş balığına basma sonucu yaralanmalar sık şekilde bilinmektedir.  Sırt yüzgeçlerine temas edilmesi durumunda aşırı bir yanma, ve ardından  helç durumu gerçekleşir  ve tedavi edilmediği durumda ölüme neden olur. 5 ila 10 yıl arasında yaşayabilen taş balıkların erişkinlerin boyları 30 cm ye kadar ulaşabilir.
Son dönemlerde Kızıldeniz üzerinden gelen balon balıklarının sularımızda sıkça görülmesi ile Kızıldenizden taş balıklarınında sularımıza geçmiş olabileceği tahmin edilmektedi ama henüz tespit edilen bir vaka olmamıştır.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

Yazan: Beyza Kaya

Kaynaklar; https://www.turkcebilgi.com/mavi_halkal%C4%B1_ahtapot, akkindhttp://www.nkfu.com/trakonya-baligi-ha-bilgi/,https://onedio.com/haber/herkesin-bilmesi-gereken-denizlerimizdeki-8-zehirli-balik-372444, https://www.balikavciligi.org/balik-avi.aspx?sa=432, https://www.youtube.com/watch?v=YkCRE_TuKr8







Bazen beyniniz sizleri yanıltabilir. Bazen bu yanılmalar sizleri farklı biri gibi gösterebilir. Ama merak etmeyin bu gayet doğal. Sizler için birkaç göz yanılması derledik. Nasıl gördüğünüzü yazmayı unutmayın.

1)Bu elbise hangi renk?



Hatırlarsınız herhalde, bu elbiseyi…
Ne gündem olmuştu ya, siz ne renk görüyorsunuz peki? Açıkçası bizim sosyal medya ekibinin yarısı mavi-kahverengi, kalan yarısı da beyaz-altın sarısı görüyor. Peki neden? “Işığın nesneler üzerine düşüşünü algılayarak görseli beynimize en doğru şekilde aktaran gözlerimiz bize oyun oynuyor. Bilgisayar ortamında renklerin pantonesi alındığında arka plandaki beyaz rengin elbiseyi beyaz olarak algılayanları yanılttığını görüyoruz. Elbisenin gerçek rengi mavi olarak satışa sunulmuş. Ancak ben dahil bir çok kişinin elbiseyi beyaz sarı olarak algıladığını belirtmek isterim.” demiş bir uzman. İlginç!


2)Einstein mı Marilyn Monroe mu?


Uzaktan Marilyn Monroe, yakından Einstein. Peki bu nasıl oluyor? Asıl sebebi “karışık resim” denilen bir şey. Uzmanlar uğraşarak bu iki kişinin fotoğraflarını birleştirmişler ve büyük bir göz yanılması yaratmışlar. Bu videoda da daha detaylı görebilirsiniz:




3)Yanny mi Laurel mı?

Geldik günümüze. Birkaç gündür gündemde olan bu sesi siz nasıl duyuyorsunuz? Bizim klüpte yine karışık işler!




YAZAR: Zeynep Ada Demirel


  

Türk Tarihinde kutlanması gereken günler vardır. Bunlardan biri 19 Mayıs 1919'dur. 19 Mayıs 1919 Anadolu'da yeni Türk Devleti'nin fiilen temellerinin atıldığı gündür ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin başlangıcıdır. Atatürk, gerek Millî Mücadele döneminde, gerekse Cumhuriyet döneminde yurdumuzun birçok şehrini ziyaret etti.  Bu ziyaretler, o şehirlerin mahallî övünç günleri olarak kutlandığı halde sadece 19 Mayıs yasa ile millî bayram kabul edildi.



Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır: “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” demiştir. 

Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız.



YAZAR: Erdem KUTER



KAYNAK:

http://www.star.com.tr/guncel/19-mayisin-anlam-ve-onemi-19-mayis-2017-doodle-oldu-mu-haber-1218897/





İşte bu değerli gün bizleri dünyaya getiren çok kıymetli annelerimizin günüdür. Bugün annelerimizi mutlu edebileceğimiz çok özel bir gündür ve annelerimize onları düşündüğümüzü göstermek için çok güzel bir gündür. Biliyor musunuz anneler günü her zaman mayıs ayının ikinci pazar gününe denk gelir. Bu özel günde annelerimize çiçekler, hediyeler alarak onları mutlu ederiz.






BU ŞİİRİ BÜTÜN ANNELERE ARMAĞAN EDİYORUM…


Annem Tek Varlığım
Ey şefkati bol varlığım,
Sayende olmaz darlığım,
Türkiye’m ve uygarlığım,
Anam benim, şefkat selim.

Ninnilerle hep uyutan,
Sevgisi kalbimde yatan,
Bana çok meziyet katan,
Anam benim tek varlığım.

Hakkı ÇEBİ


"BÜTÜN ANNELERİN ANNELER GÜNÜNÜ EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLARIM."



YAZAR: AYŞE NAZ AKBAŞ

KAYNAKÇA: 






Sosyal medya kulübü olarak velilerimize neden Bahçeşehir Kolejini tercih ettiklerini ve okulumuzun diğer okullardan farklarını sorduk. Hazırladığımız videoyu izleyebilirsiniz. 





     Geldi çattı 23 Nisan neşeyle doluyor insan. Bugün Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği, bizlere ‘Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz’  dediği bir gündür.

      Bugün ülkemiz için çok önemli bir gündür. Bu bayramı ulu önder Atatürk tüm dünya çocuklarına armağan etmiştir. Ayrıca bu bayram TBMM’ nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan bir bayramdır. Bu değerli gün halkımızın yönetime tam anlamıyla hakim olmasının ilk günü olduğu için ulusal egemenlik açısından önemlidir.

Nasıl çocuk bayram oldu?

Atatürk’ün “En beğendiğim eserim” dediği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 97. kuruluş yıldönümü bugün yurt çapında kutlanacak. Ulu Önder, “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.” sözleriyle ulusal egemenliği armağan ettiği çocuklara seslenmiştir.




   Şimdi 23 Nisan çeşitli şekillerde kutlanıyor. Bunlar da geçtiğimiz senelerden bazı örnekler:

   Taksim'de tören düzenlendi.



İstanbul'da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Taksim'deki Cumhuriyet Anıtı önünde tören düzenlendi. Törene, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, ilçe milli eğitim müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Beyoğlu'nda da sabah erken saatlerde Hasköy Sahil Etkinlik Alanına gelen çocuklar, alanda kurulan oyun parkurlarında doyasıya eğlendi.

   Anıtkabir’de Tören


 Anıtkabir’de yine her yılki gibi bir tören düzenlendi.

    Okullarda Tören ve Kutlamalar




"HERKESE İYİ BAYRAMLAR DİLERİZ"


YAZARLAR:
Ayşe Naz AKBAŞ, Elif Ceren ÖZBAKAN,  Zeynep Ada DEMİREL



KAYNAK:



        Kitap okumak bilgeliktir,kitap okumak kelime dağarcığımızı geliştirir…Bu sözler kesinlikle doğru ve doğru olmaya da devam edecek.
         Hep böyle olmasını da umacağız. Şimdi size kitaplarınızın nasıl çeşitlenebileceğini gösteren göz alıcı kütüphanelerden bahsedeceğim.


1.Amsterdam Halk Kütüphanesi (Amsterdam, Hollanda)

   Amsterdam şehir kütüphanesi Benelux ülkelerindeki en büyük kütüphane ünvanına sahiptir. Muhteşem bir manzaraya sahip.   


          

2. Stockholm Halk Kütüphanesi (Stockholm, İsveç)

     İsveçli mimar Erik Gunnar Asplund tarafından tasarlanmış ve inşası da 1928'de tamamlanmış muazzam yapı. 



3. George Peabody Kütüphanesi (Baltimore,Maryland)

    1878 yılında tamamlanan George Peabody Kütüphanesi Baltimore’daki ek kütüphane mimar Edmund G. Lind tarafından tasarlanmıştır. 



4. Finlandiya Ulusal Kütüphanesi (Helsinki, Finlandiya)

      1828 yapımına başlanan kütüphane ,  Carl Ludvig Engel tarafından mimarlığı üstlenilmiştir.



5. Villanueva Halk Kütüphanesi (Villanueva, Kolombiya)
      Villanueva Halk Kütüphanesi, La Guajira, Kolombiya La Guajira’da, köylülerin de yapımına katkı sunduğu, yerel ve doğal malzemeler kullanılarak inşa edilen bir kütüphane. Civardaki nehirden taş, ormandan ahşap toplanarak, yapının inşası için köylüye eğitim verilerek kolektif ve sürdürülebilir bir çalışma ortaya konmuş.


6. Jose Vasconcelos Kütüphanesi (Mexico City, Meksika)

   Vasconcelos Kütüphanesi veya basın tarafından kullanılan adıyla Megabiblioteca, Meksika'nın başkenti Meksiko'da, Cuauhtémoc beldesinin Buenavista mahallesinde bulunan kütüphanedir. Adını José Vasconcelos'tan alan kütüphane, 2006'da kurulmuştu



7. Stuttgart Şehir Kütüphanesi (Stuttgart, Almanya)

       Tasarımı Yi Architects tarafından gerçekleştirilen Stuttgart Şehir Kütüphanesi yeni binası 21 Ekim 2011 tarihinde açılış töreniyle hizmete girdi. 1999 yılında proje için bir yarışma kazandıktan sonra, güney Stuttgart için düşünülen yeni bir kütüphane Almanya’da nihayet hizmete girerek tanıtıldı. Yi Mimarlar, proje çizimleri ve resimleri bizimle paylaştılar



8. El Real Monasterio de El Escorial Kütüphanesi (Madrid, İspanya)

    El Escorial, Madrid Özerk Bölgesi içinde, Sierra de Guadarrama dağının eteklerinde manastır, saray, kütüphane ve diğer bölümlerden oluşan, İspanya Kralı II. Felipe'nin ikametgahı olarak kullanılmış dinî-kültürel yapı. 1984 yılından itibaren UNESCO Dünya Mirasları listesindedir.



9. Devlet Kütüphanesi (Victoria, Avustralya)

     Avustralya'nın Victoria kentinde bulunan merkezi kütüphanedir. Kuzey ticaret merkezinin kuzeyinde, Swanston, La Trobe, Russell ve Little Lonsdale sokakları tarafından sınırlanan blok üzerindedir. Kütüphane, 2 milyonu aşkın kitaba sahiptir.




10. Danimarka Kraliyet Kütüphanesi (Kopenhag, Danimarka)

         Kraliyet Kütüphanesi, Kopenhag'da bulunan bir ulusal kütüphanedir. Kopenhag Üniversitesi tarafından kullanılmaktadır.

Kütüphane 17. yüzyıldan bugüne dek Danimarka'da yayımlanmış tüm kitapları barındırmaktadır. Yapı dünyanın en büyük kütüphanelerinden biridir.


        
HAZIRLAYAN: YAĞMUR ŞAHİN
     


KAYNAKÇA: