Orhan Kemal (15 Eylül 1914-2 Haziran 1970), toplumcu gerçekçi, Türk romancısı ve oyun yazarıdır. 15 Eylül 1914'te Adana'nın Ceyhan ilçesinde dünyaya gelen Orhan Kemal roman, hikâye, oyun, şiir gibi farklı tarzlarda birçok esere imza atmış olsa da daha çok romancılık yönü ile tanınmıştır.

 

Eserleri

Orhan Kemal, yoksul kesimin, işçilerin, öğrencilerin, "kerhanedeki adamın" yaşamını anlatan öykü ve romanlar yazmış ve insan-toplum ilişkilerini gerçekçi bir dille yansıtmıştır. 27 roman, 19'u öykü kitabı ile anı, inceleme, oyun, röportaj türünde kitaplar bırakmıştır.

 

Öyküleri

Duygu (1948)  Menevşe (1948)  Ekmek Kavgası (1949)  Pezevenkler (1950) 

Sarhoşlar (1951)  Çamaşırcının Kızı (1952)  72. Koğuş (1954)  Grev (1954)

Arka Sokak (1956)  Kardeş Payı (1957)  Babil Kulesi (1957)  Dünya'da Harp Vardı (1963)

Mahalle Kavgası (1963)  İşsiz (1966)  Önce Ekmek (1968)  Küçükler ve Büyükler (1971, ölümünden sonra)

 

Öykülerinden yapılan derlemeler Bilgi Yayınevi'nce beş cilt olarak yayınlandı:

Yağmur Yüklü Bulutlar (1974)  Kırmızı Küpeler (1974)  Oyuncu Kadın (1975)  Grev (1975)

Serseri Milyoner/İki Damla Gözyaşı (1976)  Arslan Tomson (1976- ö.s)  İnci’nin Maceraları (1979 - ö.s) 

Romanları

Baba Evi (1949)  Avare Yıllar (1950)  Murtaza (1952)  Cemile (1952)  Bereketli Topraklar Üzerinde (1954)

Suçlu (1957)  Devlet Kuşu (1958)  Vukuat Var (1958)  Dünya Evi (1958)  Gavurun Kızı (1959)

Küçücük (1960)  El Kızı (1960)  Hanımın Çiftliği (1961)  Eskici ve Oğulları (1962- Eskici dükkânı adıyla 1970)

Gurbet Kuşları (1962)  Sokakların Çocuğu (1963)  Kanlı Topraklar (1963)  Bir Filiz Vardı (1965)

Müfettişler Müfettişi (1966)  Yalancı Dünya (1966)  Evlerden Biri (1966)  Arkadaş Islıkları (1968)  Sokaklardan Bir Kız (1968)  Üç Kağıtçı (1969)  Kötü Yol (1969)  Kaçak (1970-ö.s.)

Tersine Dünya (1986-ö.s)  Dünya Dönüyor (1953)  Neden Böyle (1956)  Uçurum (2014)

Oyun

İspinozlar (1965)  72. Koğuş (1967)  Murtaza (1969)  Eskici Dükkânı (1972)  Kardeş Payı (1968)


Yazar: Elif Seçkin




 Sınav Öncesi Yapılabilecekler:

            1-Sınava karşı kendinizi motive etmek,

2-Eğer olumsuz düşünceleriniz varsa kendinizi fazla zorlamayacak şekilde spor yapmak,

3-En az 6 ila 7 saatlik bir uyku çekmek,

      4-Sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmek,

      5-Sevdiğiniz hobileri yapmak.

 

Sınav günü ne yapılmalı?

1-Son ana kadar ders çalışılmamalı 2,3 gün önceden bırakılmalı.

      2-Sınav yerine mümkünse önceden bakılmalı.

      3-Sınav esnasında kullanılacak eşyalar 1 gün önceden hazırlanmalı.

4-Dar ve hava almayan kıyafetler yerine pamuklu kıyafetler seçilmeli.


Ders çalışma tavsiyeleri:

      1-Bir dersten sıkılırsanız o an sizin ruh halinize en yakın gelen derse çalışmalısınız.

      2-Derslere göre belirli bir süre içinde soru çözümü yapılmalı.

      3-Dikkatinizi dağıtan nesneleri çalışma ortamınızdan uzaklaştırın.

      4-Mutlaka masa başında bir sandalyeye oturarak çalışılmalı bu verimi arttırır.

      5-Dikkatinizin dağılmasına izin vermeyin.

      6-Test çözerken çıkan yanlışlar moral bozabilir böyle bir durumda tekrar yapın.

      7-İnternet değil de kitaplardan araştırarak bilgiye ulaşın araştırılarak elde edilen bilgi daha kalıcı olur.

      8-Herkesin anlama yöntemi farklıdır görsel, işitsel vb. Kendinize en uygun gelen yöntemle derslerinize tekrar yapın.

 

Yazar: Gönül Su Çakır

 

 




 


Hazırlayan: Selin Yücel

                             Hazırlayan : Beren Topal


 


 


Arı, zar kanatlılar takımına ait Apoidea familyasını oluşturan tüm böcek türlerine verilen isimdir. Zar kanatlıların özelliği; içinde enine ve boyuna damarcıklar bulunan ve iki çift saydam zar şeklinde kanatlarının olmasıdır. Arıların vücudu baş, göğüs ve karın olmak üzere üç kısımdan meydana gelir. Vücutları yumuşak yapıdaki yoğun bir kıl örtüsüyle kaplıdır. Kılların rengi türe göre değişkendir.

Bal Arıları

Bir bal arısı kolonisi yıllık 15–75 kg polen tüketir. Ayrıca günlük yaşamlarını sürdürmek adına 1 kg bal üretmek için 8 kg bal tüketirler. Ayrıca günlük 200 gram suya ihtiyaç duyabilirler. Bal arıları aslında böcek yiyen bir familyanın alt üyesidirler ve artık böcek yemeyi bırakmışlardır. Aynı familya içerisinde diğer arı çeşitleri yaban arısı, eşek arısı, marangoz arı, bombus gibi türler de bulunur. Bal arısı ana arı, erkek arılar ve işçi arılardan oluşur. Yavruları ana arı yapar. Döllenmiş yumurtalardan işçi ve Ana arılar, döllenmemiş yumurtalardan erkek arılar meydana gelir. Ana arı ile işçi arı arasındaki farkı larva döneminde yapılan beslenme oluşturur.

Bal Arısında Morfolojik Yapı

Baş; Başta gözler, duyargalar ve beslenme organları bulunur. Başta bir çift duyarga bulunmaktadır. Bunlar koku, tat ve dokunma hissetme duyularını sağlarlar. Duyargalar içerisinde bulunan sinir uçları sayesinde duyularına ek olarak rüzgâr hızını ve hava sıcaklığını da algılayabilmektedirler. Arıların duyargaları o kadar hassastır ki 2 km mesafeden balın kokusunu alırlar.

Göğüs: Göğüs arının hareket merkezidir. Dört adet yapıdan meydana gelmiştir, bunların üzerinde üç çift bacak ve iki çift kanat bulunmaktadır. Arının orta bacakları üzerinde polen fırçası denilen sert tüyler bulunur. Bunlar çiçeklerde bulunan polenin göğüsten ve ön bacaklardan arka bacaklara aktarılmasını ve arka bacaklarda bulunan polen sepetine toplanmasını sağlar. Bu polen sepetçikleri polenin kovana taşınması görevini görmektedir. Kanatlar kitinleşmiş damarlarla desteklenmiş çok ince zar şeklindedir.

Karın (Abdomen): Karın ergin arıda 9 segmentten oluşur ve mide, bağırsak ve üreme organları gibi iç organlarla balmumu bezleri ve iğne bulunur. Segmentlerde bulunan sağlı-sollu bir çift mum salgı bezi (balmumu aynası) işçi arıların balmumu yapma döneminde kalınlaşarak mum salgılama yeteneğini kazanmaktadırlar. Ayaklar yardımıyla ağza götürülen balmumu pulcukları orada yumuşatılarak yoğrulmakta ve böylece petek gözlerinin yapımında kullanılmaktadır. Mum örme dönemini tamamlayan işçi arılarda mum salgı bezleri tahrip olur ve birer sıra hücre tabakasına dönüşür.


Polen Alan Arı












Arının Kanatları










Uçan Bir Arı




Hazırlayan: Ege Sepkin








 



19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı

Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, her yıl 19 Mayıs tarihinde kutlanan, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin resmî bayramıdır. 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Atatürk Bandırma Vapuru ile Samsun'a çıkmıştır ve bugün İtilaf Devletleri'nin işgaline karşı Türk Kurtuluş Savaşı'nın başladığı gün kabul edilir. Atatürk bu bayramı Türk gençliğine armağan etmiştir.

 

Tarihte 19 Mayıs

Osmanlı Devleti çeşitli sebepler sonucu itilaf devletlerine karşı bir savaşın içindedir. Bu savaş sonucu Osmanlı Devleti’nin çoğu toprağı bölünmüş, işgal edilmiştir. Katıldığı savaşlarda aldığı zaferlerle halkın sevgiyle büyük ün kazanan Mustafa Kemal Paşa, padişah Vahdettin tarafından ordu müfettişi olarak görevlendirilmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın asıl amacı ordu müfettişi olarak görev yapmak değil, Anadolu’ya geçerek orada vatansever arkadaşlarıyla birlikte Milli Mücadele’yi başlatmaktır. Mustafa Kemal Paşa da bu amaçla, beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdir ve Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket eder. Çünkü, vatanı için çok sevdiği askerlik mesleğinden istifa eder. Mustafa Kemal Paşa Samsun'a geldiğinde tahmin ettiğinden de vahim bir durumla karşılaşır. Samsun’da İngiliz işgal kuvvetleri vardır ve halk kendisini koruyamayacak bir durumdadır. Bu durumu gören Mustafa Kemal Paşa bu durumdan büyük üzüntü duymuştur. Mustafa Kemal Paşa, çok uzun ve zor bir mücadeleye başlamış, arkadaşları ile birlikte önce Amasya’ya giderek Amasya Genelgesi’ni yayınlamıştır ve işgale karşı koyulacağını ilan etmiştir. Daha sonra Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayarak yurdun çeşitli bölgelerinden temsilcilerle birlikte ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ kararını bütün dünyaya haykırmıştır. Çok uzun ve zor bir süreç olan Kurtuluş Mücadelesi 30 Ağustos 1922’de kazanılan Başkomutanlık Meydan Savaşı ile zaferle sonuçlanmıştır.

Atatürk’ün çıktığı bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası olmuştur ve kurtuluşun başlangıcıdır. Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle de 19 Mayıs’ı Türk gençliğine armağan etmiştir.

 

Gençler! Cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz...


Yazar: Elif Seçkin 



 

Fatih Sultan Mehmet Kimdir: Türk İmparatoru II. Mehmed  30 Mart 1432’de doğmuş ve 3 Mayıs 1481’de ölmüştür, Osmanlı İmparatorluğu’nun yedinci padişahıdır. 



Fatih Sultan Mehmet 1444-46 yılları arasında kısa bir dönem, daha sonra 1451’den 1481 yılında ölümüne kadar 30 yıl boyunca hüküm sürmüştür.

21 yaşında İstanbul’u fethederek 1000 yıllık Bizans İmparatorluğu’na son verdi ve bu olay birçok tarihçi tarafından Orta Çağ’ın sonu Yeni Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edildi. Fetih’ten sonra Fethin Babası anlamına gelen “Ebû’l-Feth” Osmanlı Türkçesi ile daha sonraki dönemlerde ise “Çağ Açan Hükümdar” ve “Kayser-i Rûm” unvanları ile anıldı.

Fatih, İslam Peygamberi Muhammed’in bir hadisine nâil olduğ
u için günümüzde Türkiye ve İslam dünyasının geniş bir kesiminde “kahraman” olarak kabul edilmektedir.

Fatih Sultan Mehmed’in Fetihleri:

İstanbul (1453).                                                          

 Amasra (1459)

 Sinop (1460)

Trabzon (1461)

 Konya, Karaman (1466)

 Doğu Anadolu (1473 Otlukbeli Savaşı)

 Belgrad hariç Sırbistan (1459)

 Mora Yarımadası (1460)

Eflak (1462)

Bosna (1463)

Hersek (1483)

 Boğdan (1476)

Arnavutluk (1478)

Fatih Sultan Mehmed’in Ölümü:

27 Nisan 1481'de ordusunu büyük bir sefer için hazırlayan ancak seferin nereye yapılacağıyla ilgili kimseciklere hiçbir şey söylemeyen Koca Hünkâr, daha 49 yaşında ve son derece sağlıklı bir insan olmasına rağmen daha seferin başında hastalanmış ve 4 Mayıs 1481'de daha ordusu Gebze dolaylarındayken hayatını kaybetmiştir.

                                                                   

    Yazar: Mehmet Poyraz Yıldırım


 


Hazırlayan: Mert Tunalı

 


Hazırlayan: Elif Seçkin

 



Hazırlayan: Elif Seçkin

 

Hemşirelik, birey, aile ve toplumun sağlığını koruma ve geliştirmeye odaklanan, ideal sağlık düzeyine ve yaşam kalitesine ulaştırmayı hedefleyen bir meslektir.

Hemşireler, yaşam kalitesini iyileştirmek ve hastanın ihtiyacı olan en doğru tıbbi bakımı verebilmek için doktorlar, hasta, hastanın ailesi ve diğer ekip üyeleriyle işbirliği içinde çalışarak bir bakım planı geliştirir, tedavi planını uygular, tedavinin gidişatını değerlendirir, hastayı fizik muayeneden geçirir, hastayı takip eder ve acil durumlara müdahale eder. Klinik hemşire uzmanları ve hemşire pratisyenleri gibi gelişmiş pratisyen hemşireler sağlık sorunlarını teşhis eder ve ilaçlar ve diğer tedavileri reçete eder.


Tarihte Hemşirelik Mesleği

19. Yüzyıl

Florance Nightingale

Florence Nightingale modern hemşireliğin kurucusudur. Kırım Savaşı sırasında eğitim alan hemşirelerin yöneticisi olarak öne çıkmış, savaşta yaralanan askerlerin tedavi ve bakımlarını yapmıştır. Hemşireliğe son derece olumlu bir itibar kazandırmış ve Viktorya kültüründe bir ikon olmuştur. Özellikle gece gündüz demeden yaralı askerlere baktığı için kendisine "Lambalı Kadın" denmiştir. 1860 yılında Nightingale, Londra'da St Thomas Hospital'da kendi hemşirelik okulunun kurulmasıyla profesyonel hemşirelik vakfının temellerini atmıştır.

20. Yüzyıl

Birçok hemşire I. Dünya Savaşı'nda aktif görev gördü, ancak meslek İkinci Dünya Savaşı sırasında değişti. Ordu Hemşirelik Hizmetinin İngiliz hemşireleri her kampanyanın bir parçasıydı. ABD Ordusu ve Donanması'nda hizmete diğer mesleklerden daha fazla hemşire gönüllü oldu. Nazilerin, 40.000 kişilik kendi Kahverengi Hemşireleri vardı. İki düzine Alman Kızıl Haç hemşiresi, ateş altında kahramanlıkları nedeniyle Demir Haç ile ödüllendirildi.

Modern çağ, lisans ve lisansüstü hemşirelik derecelerinin gelişimini gördü. Hemşirelik araştırmalarının ilerlemesi ve örgütlenme ve örgütlenme arzusu, çok çeşitli mesleki kuruluşların ve akademik dergilerin oluşumuna yol açtı. Hemşireliğin ayrı bir akademik disiplin olarak giderek daha fazla tanınmasına, uygulamanın teorik temelini tanımlama ihtiyacına ilişkin bir farkındalık eşlik etti.

19. ve 20. yüzyılın başlarında hemşirelik, tıpkı doktorluğun bir erkek mesleği olduğu gibi, kadın mesleği olarak kabul edildi. 20. yüzyılın sonlarında artan işyeri eşitliği beklentileriyle birlikte, hemşirelik resmi olarak cinsiyetten bağımsız bir meslek haline geldi.


Dünya Hemşireler Günü, hemşirelerin topluma yaptıkları katkıları onurlandırmak üzere her yıl dünya genelinde 12 Mayıs tarihinde kutlanan özel gün. Bazı ülkelerde 6-12 Mayıs günlerini içeren hafta boyunca kutlanır.


Tüm Hemşirelerin Dünya Hemşireler Günü Kutlu Olsun


Kaynakça: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hem%C5%9Firelik


Hazırlayan: Ege Sepkin


Hazırlayan: Elif Seçkin
 

 


Hazırlayan: Elif Seçkin